Röportaj

Ne Mayın, Ne Tarım, Kürt Devletine Liman, İsrail’e Su Lazım

Ne Mayın, Ne Tarım, Kürt Devletine Liman, İsrail’e Su Lazım
 
29 Mayıs 2009 Cuma Saat 15:36
 
600 bin adet mayın temizlenmesi karşılığında 49 yıllığına birinci sınıf tarım arazisi, üstelik suyu da mevcut…

Mayın bahane...

600 bin adet  mayın temizlenmesi karşılığında 49 yıllığına birinci sınıf tarım arazisi, üstelik suyu da mevcut…

Stratejik derinlik uzmanı Dışişleri Bakanı Davutoğlu, geçen hafta açıkladı;

"Suriye ve Irak"ı susuz bırakmayız."

Suriye ve Irak ile Türkiye arasında İsrail yer alırsa, suyun ne zaman ve nasıl kullanılacağına acaba biz mi karar veririz, yoksa mayınları temizleyen İsrail mi?

Günlerdir kamuoyunu meşgul eden mayınlı arazilerin temizlenmesi karşılığında, temizlenen toprakların İsrail"e kiralanması konusunu, maalesef,  yine, her zamanki gibi yüzeysel bir şeklide tartışıyoruz.

Saçma sapan sorular gündemi işgal ediyor. İşin özünü ya anlamak istemiyoruz ya da anlamakta güçlük çekiyoruz.

Soru 1:Mayınları neden biz temizlemiyoruz? Ordu neden, kendi döşediği mayınları,  gerekli teçhizatı satın alıp, kendisi temizleyemiyor. Gazetelerdeki 'TSK, burada 2 yıl önce mayın temizlemesi yaptı" haberleri yalan mı? Genelkurmay neden susuyor?

Soru 2:
Bu toprakları neden İsrail"e bu kadar uzun süre kiralıyoruz? 3 yıl yetmez mi?

Soru 3:Bu konu yoksa "van minut"un faturası mı?

Soru 4:Obama neden gelmişti?

Soru 5:Stratejik derinlik! sahibi Türkiye, tam da merkez ülke olacakken, acaba birileri merkezin gücünü mü kıskanıyor?

Soru 6:Suriye"nin kuzeyini kuşatacak 510 km. uzunluğundaki bu arazi, kontrolü İsrail"in elinde bir bölge olarak, Türkiye ile Suriye arasında daha az mı "mayınlı" bir bölge olacak?

Soru 7:Meclis"deki bu yasa tasarısından stratejik derinlik uzmanı Dışişleri Bakanı Davutoğlu"nun haberi var mı ?

Bu saçma soruları daha da uzatabiliriz.

Bu arazi, Türkiye"nin Orta Doğu ile arasına konulacak bir tampon bölge olarak hazırlanıyor. Bunun ötesinde, bu kuşağın, İsrail – ABD kontrolünde, Akdeniz"den Kuzey Irak"a bir bağlantı, denize açılan bir yol olacağı kesindir.

Türkiye"nin o zaman, Kuzey Irak, tabiî ki Irak ve Suriye başta olmak üzere, tüm Ortadoğu üzerinde etkisi kalmayacaktır. Bu durum, en başta Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu"nun stratejik derinliğini! anlamsız kılan bir gelişmedir.

Bu girişime destek veren kimi medya mensupları, konuyu "mayınların temizlenmesine karşı mısınız?", "bu arazilerin ekonomiye kazandırılmasına  karşı mısınız?", "Türkiye"ye ve gücüne güvenmiyor musunuz?" gibi hamasi sorularla gündemi bulandırıyor ve her zaman yaptıkları gibi haklı itirazları  susturmaya çalışıyorlar.

Evet, kendi koyduğu mayını kendi temizleyemeyen bir ülke ve bu işin doğrudan sorumlusu olan TSK, acaba vatandaşına gereken güveni vermeye devam edebilir mi?

Yoksa bu da,vatandaşlarda oluşturulmakta olan "güvensizlik" duygularına hizmet edecek başka bir stratejik derinlik mi?

Bu arazilerin ekonomiye kazandırılması da ayrı bir masaldır. Tarım konusunda milli bir stratejisi ve hedefi olmayan, yıllardır tarım sektörünü üretmemeye ve büyük şehirlere göçe teşvik eden bir ülkeyiz. Bugün, milyonlarca dönüm arazisini atıl tutan bir ülkeyiz. Bugün, 242 bin kilometre  tarım arazisine sahip, NET tarım ithalatçısı bir ülkeyiz.

İsrail sadece tarım yapmak için buraya gelmek istiyor? İsrail, sahip olduğu 4445 kilometrekare tarım arazisiyle NET tarım ihracatçısı zaten.

Çocuklarımıza çözümü mümkün olamayacak sorunlar yaratmaya kimsenin hakkı yoktur. Cumhuriyet Türkiye"si savaşla kaybetmediği toprakları kirayla kimseye devredemez. Dicle ve Fırat"ı hiç devredemez. Tarıma, teknoloji ve yabancı sermaye getirmek başka bir iştir.

Stratejik derinlik projelerinin mimarları, bu hususları göremiyorlarsa, bu sadece ve ancak, hipnoz derecesinde bir uyku derinliği olabilir. "Kasıt" olasılığına şimdilik değinmiyorum.

Son söz ve çözüm olarak; AKP Hükümeti  bu konuda ısrarlı ise, en doğru yol konuyu referanduma götürmektir. Bu konu, 72 milyonu doğrudan ilgilendirmektedir.

Hem bu şekilde, Hükümet, zan altında kalmaktan da kurtulur, hem de halkın onayı ile bu işi yaparak Türk-İsrail/ABD ilişkilerine büyük bir halk desteği sağlamış olur. TSK da rahatlar.

Daha önemlisi, Davutoğlu da stratejik derinliğini! kaybetmemiş olur.

Bu yazı toplam 594 defa okundu.
Bu Yazıya Henuz Yorum Eklenmemistir.