Finans

Harcayan mı Keriz, Harcamayan mı Keriz?

Harcayan mı Keriz, Harcamayan mı Keriz?
 
29 Mayıs 2009 Cuma Saat 15:37
 
Son ayların en önemli vakası ekonomik kriz ve onun üzerine yapılan binlerce yorum.

Birileri “kriz büyük ölçüde psikolojik” derken diğerleri “bal gibi de reel” diyorlar.

Teğet mi geçti yoksa tam göbeğinden mi vurdu? gibi düzeyli tartışmalar sürüp giderken TOBB, krizi aşmaya yönelik kampanyasının 2. bölümünü başlatıyor.

Amaç vatandaşı pazara çıkarmak, alışveriş etmesini sağlamak ve böylelikle durgunluğu yenmek. Pek çok medya organında ise gerek krize gerekse de TOBB'un çağrısına ilişkin haber ve programlar var.

Kimisi kampanyayı doğru bulup destekliyor, kimisi de “halkta para mı var da alışveriş yapacak” diyor.

Bu noktada tartışma alışverişin teşvikinin “pazara çık” demekle olmayacağı, halka pazara çıkacak bir ek gelir veya kaynak yaratılması gerektiği yönünde. Sonuç yine en eski soruna dayanıyor; “tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan?” bu kısır döngü, horozun soruya karşı verdiği mağrur ve istikrarlı cevap gibi yıllardır değişmedi.
Acaba vatandaşa para aktarılırsa mı (bir ek gelir veya bir defalık ödeme gibi) harcamalar artar (ki buna itiraz edenler bu aktarım yapılsa dahi psikolojik beklenti krizin devamı yönünde oldukça bu paranın harcanmayıp saklanacağından endişeliler) yoksa ÖTV indirimi benzeri uygulamalarla harcama arttırılırsa üretim de artacağı için istihdam da artar ve gelir artışı da sağlanır mı?

Genellikle bu tip soruların cevabı ikisi birden şeklindedir.

Bir yandan kısa vadede bir kaynak dağıtımı ile piyasaya para sağlanmalı, diğer yandan da bu paranın piyasa içinde dolaşımda kalması ve ekonominin çarklarının dönmesi için tüketimi (burada özellikle sektörel ve yerli üretime yönelik tüketim teşvik edilmelidir) arttırıcı tedbirler uygulanır.

Aslında durumu en iyi özetleyen hikaye birkaç gün önce internetten geldi.

Hikaye şöyle:

Mevsim yaz, aylardan Ağustos ayı...
Riviera kıyısında küçük bir kasaba..
Yaz sezonu, ancak yağmur yağıyor..
Yani kasaba bomboş.

Herkesin borcu var ve kredi ile yaşıyorlar.
Şans eseri bir otele zengin bir Rus geliyor,
resepsiyona 100 $ bırakıp, odaya bakmaya çıkıyor.

Otel sahibi parayı hemen alıp,
et marketine olan borcunu ödüyor.

Market sahibi 100$'ı kaparak,
hemen toptancıya olan borcunu vermeye gidiyor.

Toptancı büyük bir sevinçle parayı alıp,
kriz nedeniyle kredili hizmet veren ve
son defa birlikte olduğu fahişeye götürüyor.

Fahişe parayı alıp aynı otele giderek,
oraya olan borcunu ödüyor..

Ve o anda Rus müşteri odadan geri dönüyor ve,
odayı beğenmediğini söyleyip,
100$ parasını alarak kasabayı terk ediyor.

Rus müşterinin bu ziyaretinden somut olarak hiç para kazanan olmuyor, ancak TÜM KASABA BORÇLARINDAN KURTULUYOR VE GELECEĞE ÜMİTLE BAKIYOR!!!

Kısacası, piyasaya kısa sürede olsa giren 100 lira, dolaşımda kaldığı sürenin uzunluğuna göre en az 50-100 misli etki yaratıyor.
Tek sorun, dolaşımın bir noktasında yastık altına veya ekonomi dışına (yabancı sermaye çıkışı) çıkması. Yaşanan krizin de en önemli nedeni öncelikle global kriz sinyallerine istinaden
narin ve ürkek yabancı sermayenin ekonomiden çıkışı.
Bunun üstüne de (ki burada gerçekten psikolojik etken yani beklentiler belirleyici) piyasadaki durgunluk, belirsizlik ve daralma korkusu ile her seviyeden Türk vatandaşının parasını biraz elinde tutup beklemek istemesi.

Halkta para olmamasına gelince; nüfusun büyük bölümünün gelir düzeyi dikkate alındığında bu kesimin zaten biraz bekletip göreyim diyeceği türden bir birikimi yok. Şanslı olanları bulduklarını günlük harcıyorlar yaşayabilmek için.

Diğerleri ise negatif birikim yani borç birikimi içindeler.
Ele para geçince bırak biriktirmeyi veya yemeyi, eski borçlarını ödeyebilme (kredi kartı başta olmak üzere) veya en azından döndürebilme derdindeler.
Hal böyle iken bu kesime para aktarılınca birikim mi olur diye korkmaya gerek yok. Tüketim artar mı derseniz, en azından daha önce tükettiklerinin borçlarını ödeyebilecek hale gelirler ve bu para da öncelikle bankalara ve kredi kartlarına, daha sonrada bankalar aracılığı ile ekonomiye geri döner.

Diğer kesimlerin durumunu anlamak için ötv indiriminin sonucunda otomobil ve beyaz eşya bayilerinde aylar sonraya gün vermelerine bakılabilir.

Uzun lafın kısası, krizi aşmak için harcamayan keriz. Ama sadece vatandaş olarak değil, ekonominin ve piyasanın yönetiminden üreticisine kadar herkes için geçerli.
TOBB'a kampanyası için şunu da hatırlatmalı:

Krizin çözümü için pazara çıkmak ne kadar önemli ise, TOBB'un kendi bünyesindeki kuruluşlara da eleman işten çıkarmamalarını salık vermeleri o denli önemli.


İşten çıkarılan vatandaşın parasızlık nedeni ile alamadığı ürünler, yine sizin üyelerinizin ürettiği mal ve hizmetler.

Bu yazı toplam 486 defa okundu.
Bu Yazıya Henuz Yorum Eklenmemistir.